ANKARA 13. İŞ MAHKEMESİ ÖZ ORMAN-İŞ SENDİKASI’NIN KAPATILM

2009-04-01 15:05:00

ANKARA’DA HAKİMLER VAR! İŞTE HUKUK!
İŞTE HAK-İŞ VE İŞTE ÖZ ORMAN-İŞ

Öz Orman –İş Sendikası’nın kapatılmasına ilişkin davada, Ankara 13. İş Mahkemesi’nin kapatma kararı vermiş bulunmaktadır. Ancak, yargı sürecine rağmen ortada imzalanan bir sözleşme vardır ve sözleşme pek çok tartışmayı da beraberinde getirmiştir.

Hak-iş’e bağlı Öz Orman-iş Sendikası’nın, Çevre ve Orman Bakanlığı’na bağlı orman işletmelerinde 36 aylık toplu iş sözleşmesi imzalayıp, 51 aylık aidat istemesi, üstelik de bunu, işçilerin ellerinden zorla dilekçe alarak yapmaya kalkması skandalı üzerine Sendikamız, toplumsal sorumluluk gereği orman işçilerini ve kamuoyunu uyarmıştır.

Görünen o ki, Öz Orman-iş Sendikası, meydanın hiç de o kadar boş olmadığını, hukuksuzluklarına göz yumulmayacağını anlamış ve 51 aylık aidat toplama uygulamasını durdurmuştur.

TEKGIDA-İŞ Sendikası olarak, orman işçilerine yapmış olduğumuz bu hizmetten, daha da önemlisi, hukuku kendi çıkarlarına göre çarpıtmakta hiçbir sakınca görmeyenlere hukuk öğretmiş olmaktan dolayı mutluyuz.

Kendilerinde yasaların üstünde güç vehmedenler, iktidar partisini arkasına alarak ve bakanlık koridorlarını parselleyerek, her türlü kural dışılığı, keyfiliği dilediklerince gerçekleştirebileceklerini zannedenler, demokratik ve meşru düzlemde, hukukun içinde kalmaya özen gösteren güçlerin buna izin vermeyeceğini artık anlamak zorundadır. Zira, onlara rağmen Türkiye bir hukuk devletidir ve onlara rağmen demokrasi, bu ülkede olması gerektiği gibi hayata geçecektir.

Ancak, bu meselede hukuk dışılık sadece haksız ve mesnetsiz bir şekilde aidat toplama girişimiyle sınırlı değildir.

Çevre ve Orman Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Hak-iş’in de ortak olduğu asıl hukuk garabeti, toplu iş sözleşmesinin imzalanması ve ona hukuki geçerlilik tanınması ile ortaya çıkmıştır. Hukuken cevaplanması gereken, ancak karşılığı verilemeyen sorular vardır:

1-Herşeyden önce toplu iş sözleşmesi hukuku ve mevzuatımız, toplu iş sözleşmesi imzalama yetkisini, yetki için başvurulduğu tarihteki duruma göre çoğunlukta olan sendikaya vermektedir ve toplu iş sözleşmesi bu yetkiye istinaden en çok üç yıllık olarak imzalanabilmektedir.

Halbuki, Öz Orman -İş sendikası’nın aldığı yetki 2004 yılındaki durumu göstermektedir ve 3 Mart 2009 tarihinde sözleşme imzalamakla, değil üç yıl, sözleşme yapma hakkını 5 yıla yaymış bulunmaktadır. Başka bir deyişle sözleşme üç yıl değil beş yıl geriye gitmiş olmaktadır. Ortada 2822 sayılı TİSGLK’na açıkça aykırı bir durum vardır.

2- Sözleşmeyi imzalayan Öz Orman-İş Sendikası, 2008 yılı içinde kurulmuştur. Ama sendika varolmadığı bir dönem için (01.01.2005-31.12.2007) toplu iş sözleşmesi imzalamıştır.

Bir işçi sendikası hukuken varolmadığı bir dönem için hukuki geçerlilik arzedecek bir toplu iş sözleşmenin nasıl tarafı olabilir?

3- 2822 sayılı TİSGLK’na göre(Md.9) taraf sendikası üyesi olmayanlar toplu iş sözleşmesinden ancak imza tarihinden sonra dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebinde bulundukları takdirde yararlanabilirler.

Oysa, toplu iş sözleşmesi 2 Mart 2009 tarihinde imzalanmış, ancak sözleşmenin süresi 31.12.2007 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla dayanışma aidatı ödeyerek yararlanma talebinde bulunabilecekler açısından, aslında ortada yararlanabilecekleri bir sözleşme bulunmamaktadır.

Hukuken son derece tartışmalı görünen bu durum noktasında aslında toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikanın yapması gereken, “dayanışma aidatını bağış gibi göstererek” işçileri yararlandırmak değil(zira bağış şarta tabi tutulamaz), doğrudan, hiçbir karşılık almadan, sendika üyesi olmayanların yararlanmalarına muvafakat ettiğini toplu iş sözleşmesinde beyan etmek olmalıdır.

Aslında, TÜRK-İŞ’in o dönem için tüm kamu işletmeleri adına bağıtladığı çerçeve toplu iş sözleşmesinin hükümlerinden başka bir şey olmayan bu sözleşme hükümlerinin, orman işçilerine ayrımsız uygulanması, bir kamu işletmesi olması nedeniyle, hakkaniyete uygundur ve eşitlikçi yaklaşım da bunu gerektirmektedir.

Görüldüğü gibi, bürokratik makamlar, Hak-iş ve bağlı sendikaları lehine son senelerde yaygın bir şekilde uyguladığı “islim arkadan gelsin, ben yaptım oldu” zihniyetiyle, önce hukuka uygun olup olmadığına bakmadan keyfi olarak işlemi yapmış, meselenin hukuk, kural ve nizam yönüne ise yine gözlerini kapamıştır.

Ancak asıl sorun, anayasal düzenin temel aldığı hukuk devleti ilkesinin, bu ve benzeri uygulamalar sonucu aldığı yaranın yarattığı tahribat ve hukukun üstünlüğüne duyulan güven duygusunun yok edilmesidir. Bu anlayışın toplumsal barışa ve istikrara hizmet etmediği çok açıktır.

Tüm bu yaşananlara rağmen, bizim güvendiğimiz müesseseler yine hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı ve demokrasiye olan inancımızdır. Bu gün Ankara 13. İş Mahkemesi’nin Öz Orman-iş Sendikası’nın kapatılması yolunda verdiği karar, boş yere güven duymadığımızı ortaya koymuştur.

Ama, yargının bu kararı sonrasında, imzalanan toplu iş sözleşmesi hakkındaki hukuki sorunlar şimdi misliyle boyut kazanmıştır. Artık, Hak-iş ve bağlı sendikaları “hedefe götüren her yol meşrudur” zihniyetini artık terk edip, yasalar karşısında üstünlük aramak yerine, eşit olduklarını kabullenmek zorundadır. Hak etmediklerini zorla elde edemeyeceklerini de anlamak zorundadır.

Unutmamaları gerekir ki, hukuk bir gün herkese lazım olabilir.

838
0
0
Yorum Yaz